1 Kasım 2011 Salı

Dede Olmak Mucize Yaratmayı Gerektirir

Bir reklam filmi vardı. Hatırlamıyorum şimdi hangi kurumun olduğunu ama banka reklamıydı sanırım. İki kardeş veya iki kuzen olabilir net değildi reklamda bu ayrıntı, tahtadan oyuncak bir at yapmaya çalışıp beceremiyorlardı. Dağılıyordu at çocuklar tam üstüne binerken. Hikaye mutlu sonla bitiyordu tabi. Dedeleri gelip atı yapıyor ve ellerine teslim ediyordu çocukların. Fonda duygusal bir müzik, gülen yüzler, çocuklar dedelerine sevgiyle sarılıyorlar ... Ha işte dede öyle bir şey. Farklı yani. Anneye, babaya veya başka birine benzemeyen varlıklar. O atı yapabilecek güce sahip tek varlık. Başkasının elinden gelmez, dede halleder sadece bu işleri. 

Eskiden gazeteler maket evler verirdi. Çok küçüktüm ama hafızamda çok net. Böyle dümdüz karton kağıtlar halinde alınır, kesilir, birleştirilir, yapıştırılır, ev haline getirilirdi. Bizim evde de babam bu tarz işlere pek bakmazdı. Sabırsız adamdır. Çocukları al yanına, saatlerce o evle uğraş, kes, biç... Tarzı değildir pek babamın, parayı verip hazırını almak daha caziptir her zaman. Prensip olarak pek yapmazdı öyle şeyler. Bizde daha ziyade dedem hallediyordu bu işleri. Neyse öyle günlerden biri yine, dedem abimle bana maket ev yapıyor. Kolay parçalar vardı böyle kenarlarında kavis olmayan direk dikdörtgen şeklinde olan parçalar. Olayın içinde olalım diye dedem o tarz parçaları bize kestiriyordu. Çok başının etini yiyorduk çünkü biz de yapalım diye. O da böylelikle kurtuluyordu. Elimde bulunan çatı penceresini keserken yanlış bir hamle yapıp pencereyi ortadan ikiye bölmem çok sürmemişti. Tam ortasından dışa doğru hafif bir açıyla katlanması gereken bölgeyi, kesme yeri zannederek kesmiş ve bu çıkıntının oluşturulma ihtimalini ortadan kaldırmıştım. Dedem bunu görünce yüzü düştü ve "ne yaptın be oğlum emeğim boşa gitti şimdi" dedi. Daha çok küçüktüm, henüz okula başlamadığım yıllardan bahsediyorum size. Dolayısıyla "emek" kelimesinin anlamını öğrenmiş olduğum yıllarım henüz yaşanmamıştı. Emek kelimesiyle ilişkisi olan bildiğim tek şey dedem ve babaannemin her ay aldığı emekli maaşıydı ve ben o çocuk aklımla dedem emeğim boşa gitti dedikçe, yanlış kestiğim o parça için dedemin maaşını elinden alacaklarını düşünmüştüm. Sonuç olarak dedem o kesik parçanın gelişine mükemmel bir vole vurmuş ve olabilecek en iyi şekle getirerek makete eklemişti. Sorun kalmamıştı, emekli maaşı dedemde kalıyordu. Yükselen tansiyonum normale dönmüştü. Bunu yapabilecek tek kişi dedemdi. Tıpkı o atı sağlam bir şekilde yapıp torunlara teslim eden dedenin onu başarabilecek tek kişi olması gibi. 

Torunu olan bir adamın eline nereden geldiği belli olmayan sihirli bir değnek veriliyor diye duymuştum. İnanmak için haklı sebeplerim var. Siz hâlâ inanmıyor musunuz? 

4 yorum: